12 Mart Tarihi: İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Önemi!

İstiklal Marşı'nın kabulünün üzerinden 105 yıl geçti. Mehmet Akif Ersoy'un eserinde, Türk milletinin vatan sevgisi ve direniş ruhu dizelere yansıyor. 12 Mart 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak onaylanan bu eser, tarih boyunca önemini korudu. Bu anlamlı günde, İstiklal Marşı'nın derin anlamı yeniden hatırlanıyor. Detaylar için tıklayın!

12 Mart Tarihi: İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Önemi!
12 Mart 2026 Perşembe/00:00

İstiklal Marşı, kabul edilişinin 105. yıl dönümünde yine büyük bir heyecan ve gururla anılıyor. Mehmet Akif Ersoy’un "Kahraman Ordumuza" ithafıyla ortaya koyduğu bu değerli eser, 1 Mart 1921 tarihinde Meclis’te milletvekillerine sunulmuş, 12 Mart 1921 tarihinde ise resmi olarak kabul edilmiştir. Osman Zeki Üngör tarafından bestelenen bu marş, ulusun özgürlük ve bağımsızlık tutkusunun en etkili ifadesi olmayı sürdürmektedir. Peki, 12 Mart'ın önemi nedir? Tüm detayları haberimizde bulabilirsiniz...

İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜ NASIL VE NE ZAMAN OLDU?

Bağımsızlığımızın simgesi olan İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 tarihinde kabul edilmiştir.

İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜNÜN KAÇINCI YILI?

Bu yıl, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı'nın kabul edilişinin 105. yıl dönümünü kutluyoruz.

İSTİKLAL MARŞI'NIN TARİHİ

Ünlü şair Mehmet Akif Ersoy, yarışmaya katılmayı taahhüt ettikten sonra, herkesin merakla beklediği şiiri yalnızca on gün içinde yazdı ve 17 Şubat 1921 tarihinde Sebilürreşad dergisinin ilk sayfasında "Kahraman Ordumuza" başlığıyla yayınlandı. 1 Mart 1921'de Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlık ettiği Meclis toplantısında, İstiklal Marşı, son altı şiir ile birlikte Meclis üyelerinin değerlendirmesine sunuldu.

Hamdullah Suphi Bey’in kürsüden okuduğu ve Atatürk’ün "Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatıyor" dediği eser, 12 Mart 1921 tarihinde kabul edildi. İstiklal Marşı, kabul edildikten sonra İngilizce, Almanca, Fransızca, Macarca ve Farsça gibi dillerde çevrildi. Bu çeviriler, yurtiçinde ve yurtdışında dağıtılarak, mitinglerde ve çeşitli törenlerde halkın milli duygularını artırmak amacıyla okunmaya başlandı.

Mehmet Akif, marşı yazdıktan sonra aldığı 500 liralık ödülü, yoksul kadınlara ve çocuklara iş öğreten Darülmesai vakfına bağışladı. Bu ödülü maddi kazanç için alındığı düşüncesinin doğabileceğinden endişe eden şair, o dönemde zor bir ekonomik durumda olmasına rağmen, bu yardımı yapmayı tercih etti.

İSTİKLAL MARŞI'NIN SÖZLERİ 10 KITA

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!

Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,

Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garb'ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,

"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın…

Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;

Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:

Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;

Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek Arş'a değer, belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

MEHMET AKİF ERSOY