Yeme İçme 4 dk okuma Bora Ilgıner
Mutfakta İşaretleri Okumak: Ses, Koku ve Renk Ne Anlatır
Tarifteki süre yol gösterir ama karar vermez. Cızırtının, kokunun, rengin ve buharın anlattıkları; doku kontrolü ve kendi mutfağını tanımanın pratik yolları.
Tarifler süre verir: on beş dakika kavurun, yirmi dakika pişirin, otuz dakika fırınlayın. Bu süreler yol gösterir ama tek başına yeterli değildir. Aynı tarif farklı ocakta, farklı tencerede ve farklı malzeme miktarıyla farklı sürede biter. Deneyimli birinin tarife bakmadan doğru anı yakalaması, gizli bir yetenekten değil, yemeğin verdiği işaretleri okumasından kaynaklanır.
Bu işaretler her zaman oradadır; fark edilmeyi bekler. Gözün önündekini görmek bir alışkanlık meselesidir ve geliştirilebilir; fark etme becerisini geliştirmek mutfakta da tarifi ezberlemekten çok daha işe yarar.
Sesin anlattıkları
Mutfaktaki en güvenilir göstergelerden biri sestir. Tavaya konan malzemenin çıkardığı cızırtı, yağın sıcaklığı hakkında doğrudan bilgi verir. Zayıf bir ses yağın yeterince ısınmadığını, çok sert bir ses ise fazla ısındığını anlatır.
Aynı şekilde tencerede kaynayan suyun sesi zamanla değişir. Fokurtu azalıp yerini hafif bir cızırtıya bıraktığında sıvı çekilmiş demektir. Fırında pişen bir yemekte sesin değişmesi de suyunun azaldığını gösterir. Kapağı açmadan bu bilgiyi almak mümkündür.
Kokunun zamanlaması
Koku, çoğu zaman en erken uyarıyı verir. Soğan kavrulurken keskin kokusunun yerini tatlımsı bir kokuya bırakması, karamelleşmenin başladığını gösterir. Baharatların kokusu yağda açıldığında belirgin biçimde yoğunlaşır; bu, ekleme zamanının doğru olduğunun işaretidir.
Kokunun keskinleşip acımsı bir tona dönmesi ise yanma başlangıcıdır ve genellikle görünür bir renk değişiminden önce gelir. Bu nedenle mutfakta kokuya dikkat etmek, birkaç saniye içinde müdahale imkânı verir. Fırında pişen hamur işlerinde ise kokunun mutfağa yayılması, çoğu zaman pişmenin son aşamasına geldiğini anlatır.
Renk ve yüzey değişimi
Renk, en çok kullanılan ama en yüzeysel değerlendirilen göstergedir. Önemli olan rengin kendisi değil, nasıl değiştiğidir. Etin yüzeyinde oluşan kahverengi kabuk, tat veren tepkimenin gerçekleştiğini gösterir.
Sebzelerde parlaklık ve canlılık artışı, pişmenin doğru noktasına yaklaşıldığını anlatır; renk solmaya başladığında fazla pişme başlamıştır. Hamur işlerinde kenarların renk alması, ortadan önce olur; bu nedenle yalnızca üst yüzeye bakmak yanıltıcıdır.
Doku ve direnç
Dokunma yoluyla alınan bilgi, sürelerden daha güvenilirdir. Sebzenin çatal ya da bıçak ucuna gösterdiği direnç, pişme derecesini doğrudan verir. Diş direnci istenen makarnada suyun içinden bir tane alıp denemek en kesin yöntemdir.
Ette de benzer bir yöntem vardır: parmakla bastırıldığında verdiği tepki, iç sıcaklık hakkında fikir verir. Balıkta ise etin katmanlar halinde ayrılmaya başlaması pişmenin göstergesidir. Bu kontroller birkaç saniye sürer ve sonucu belirgin biçimde iyileştirir.
Buhar ve nem
Tencereden ya da tavadan çıkan buharın miktarı, içerideki sıvı durumunu anlatır. Yoğun buhar bol sıvı, azalan buhar ise suyun çekilmekte olduğunu gösterir.
Kızartmada ise tersi geçerlidir: başlangıçta çıkan buhar malzemenin suyunu bıraktığını, buharın azalması ise yüzeyin kurumaya ve kızarmaya başladığını anlatır. Kabarcıkların büyüklüğü de bilgi taşır; iri ve yavaş kabarcıklar yağın sıcaklığının düştüğünü gösterebilir.
Tadına bakmayı alışkanlık yapmak
En basit ve en çok atlanan yöntem tadına bakmaktır. Pek çok kişi yalnızca sonda tadar; oysa süreç içinde birkaç kez tatmak, düzeltme şansı verir. Sonda fark edilen bir eksiklik çoğu zaman telafi edilemez.
Tadım yaparken temiz bir kaşık kullanmak ve her seferinde yenisini almak gerekir. Yemek sıcakken tatlar farklı algılanır; bu nedenle tuz kararını çok sıcakken vermemek daha güvenlidir. Tuz eklemeden önce asit denemek de sık işe yarayan bir alışkanlıktır.
Sürelere neden tam güvenilmez
Tarifteki süre, belirli bir ocakta, belirli bir kapla ve belirli bir miktarla yapılan denemeye dayanır. Evdeki koşullar farklı olduğunda sonuç da farklı olur. Tencerenin kalınlığı, ocağın gücü, malzemenin buzdolabından yeni çıkmış olması ve miktar bu farkı yaratır.
Bu yüzden süre bir hedef değil, kontrol zamanı olarak kullanılmalıdır. Tarif yirmi dakika diyorsa on beşinci dakikada bakmak mantıklıdır. Erken kontrol yemeği bozmaz; geç kontrol ise çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir sonuç doğurur.
Kendi mutfağını tanımak
Her mutfağın kendine özgü davranışı vardır. Bir ocak gözü diğerinden güçlüdür, fırının bir tarafı daha çok pişirir, bir tencere ısıyı daha uzun tutar. Bu farkları bilmek, tarife bakmadan doğru sonucu almanın en kestirme yoludur.
Bunu öğrenmenin yolu not almaktır. Hangi tarifte hangi ayarın işe yaradığını birkaç kez yazmak yeterlidir. Birkaç ay sonra bu notlar, hiçbir tarif kitabında bulunmayan bir bilgi haline gelir: kendi mutfağınızın kullanım kılavuzu.