İçeriğe geç
Niğde Pusula

Merakını günlük hayata çeviren pusula

Psikoloji 4 dk okuma Bora Ilgıner

Aynı Anda İki Zıt Duygu: İstemek ile Çekinmek

Bir şeyi hem istemek hem ondan çekinmek tutarsızlık değildir. Karşıt duyguların birlikte var olmasının nedeni ve bu ikiliği yönetmenin yolları.

Bir kararın eşiğinde hem istemek hem çekinmek, birini hem özlemek hem de görüşmeyi ertelemek, beklenen bir günün hem heyecanını hem tedirginliğini aynı anda taşımak yaygın bir insan hâlidir. Çoğu kişi bunu bir tutarsızlık sanır ve içindeki iki sesten birini susturmaya çalışır. Oysa zıt duyguların birlikte bulunması bir arıza değil, karmaşık bir durumu doğru okumanın işaretidir. Bu ikiliği anlamak, kararları da ilişkileri de rahatlatır.

İki Duygu Neden Aynı Anda Var Olabilir?

Duygular bir ölçek üzerinde tek bir noktaya oturmaz. Bir şey hakkında iyi hissettiren yanlar ile tedirgin eden yanlar birbirinden bağımsız olarak varlığını sürdürebilir. Yeni bir işe başlamak öğrenme ve genişleme vaat ederken aynı anda bilinen düzeni kaybetmeyi de içerir. Bu iki değerlendirme aynı olayın farklı yüzlerine bakar, dolayısıyla birbirini iptal etmesi için bir neden yoktur. İçimizde çelişki gibi duran şey aslında iki ayrı doğru okumadır.

Bu durum en çok, bir seçeneğin gerçekten önemli olduğu anlarda belirginleşir. Umursamadığımız konularda tereddüt etmeyiz; tereddüdün yoğunluğu çoğu zaman meselenin bizim için taşıdığı değerle orantılıdır. Bu yüzden kararsızlığı zayıflık saymak yanıltıcıdır. Kararsızlık, önümüzdeki şeyin hem kazandıracağı hem kaybettireceği bir şey olduğunu söyleyen bir bilgi kaynağıdır.

Karşıt Duyguyu Bastırmanın Bedeli

İçimizdeki iki sesten birini yok saymak kısa vadede rahatlatıcı görünür. Heyecanı büyütüp tedirginliği bastırmak karar almayı hızlandırır; tersine, endişeyi büyütüp isteği yok saymak da kişiyi harekete geçmekten kurtarır. Ama bastırılan taraf ortadan kalkmaz. Genellikle daha dolaylı yollardan geri döner: son anda ortaya çıkan mazeretler, açıklanamayan huzursuzluk, kararın ardından gelen sürekli sorgulama ya da yakınlardan gelen küçük eleştirilere aşırı tepki biçiminde.

Bunun ilişkideki karşılığı da benzer. Birine hem yakın olmak isteyip hem de kendine alan istemek olağandır; ama bu ikisinden biri hiç dile getirilmezse, dile gelmeyen taraf davranışa sızar. Söz konusu olan iki karşıt ihtiyacın birlikte yönetilmesidir, birini seçip diğerini yok saymak değildir. Açıkça söylenen bir çekince, sessizce büyüyen bir gerilimden neredeyse her zaman daha kolay taşınır.

İki Sesi de Duymanın Pratik Yolu

Karışık hissettiğinizde ilk adım, iki tarafı da adlandırmaktır. "Bu konuda kafam karışık" demek yerine, "bir yanım şunu istiyor, bir yanım şundan çekiniyor" biçiminde ikisini ayrı ayrı yazmak durumu belirginleştirir. Yazılı hâli genellikle şaşırtıcı derecede sadedir. Çoğu zaman bir taraf somut bir kazancı, diğer taraf somut bir kaybı ya da belirsizliği anlatır. Ancak ikisi de görünür olduğunda karar tartılabilir hâle gelir.

İkinci adım, çekinen tarafı sorgulamak yerine ona ne gerektiğini sormaktır. Endişe çoğu zaman "yapma" demez; "şu koşul sağlanmadan yapma" der. Bir geri dönüş imkânı, bir deneme süresi, bir bilgi eksiğinin giderilmesi veya bir kişiyle konuşulması gibi somut bir koşul. Bu koşul karşılandığında iki ses arasındaki gerilim çoğu zaman kendiliğinden azalır ve karar netleşir.

Zıtlığı Yönetmenin Küçük Alışkanlıkları

  • Bir kararı "ya hep ya hiç" olarak değil, geri dönülebilir küçük bir adım olarak kurun.
  • Duyguyu değil davranışı planlayın; tedirginlik geçmeden de ilk adım atılabilir.
  • Karşı sesi bir kez ciddiye alıp ne söylediğini yazın, sonra kapatın.
  • Karar anını yorgun ve aç olduğunuz saatlere denk getirmeyin.
  • Yakınınıza sorarken "haklı mıyım" değil, "ne gözden kaçırıyorum" diye sorun.

Bu alışkanlıkların ortak yanı, iki taraftan birini kazandırmaya çalışmamasıdır. Amaç, zıtlığı ortadan kaldırmak değil onunla birlikte hareket edebilmektir. Nitekim çoğu iyi karar, tereddüt bittiği için değil, tereddüde rağmen alınmış kararlardır.

Ne Zaman Destek Aramalı?

Zıt duyguları birlikte taşımak olağandır; ancak bu hâl günlük hayatı sürekli kilitliyorsa durum farklıdır. Aynı karar etrafında haftalarca dönüp durmak, uyku ve iştahın belirgin biçimde bozulması, işe ya da ilişkilere devam edememek, kendini sürekli suçlu ya da çaresiz hissetmek dikkate alınması gereken işaretlerdir. Böyle durumlarda bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak yerinde olur; yazılı genel öneriler kişisel bir değerlendirmenin yerini tutmaz.

Gündelik ölçekte ise hatırlanacak şey sade: içinizdeki iki karşıt ses, birbirini yanlışlamak için değil, aynı konunun iki yanını göstermek için oradadır. Birini susturmak yerine ikisini de masaya koymak, hem kararı hem de karardan sonraki huzuru kolaylaştırır. Karmaşık hissetmek, meselenin gerçekten karmaşık olduğunun kabulüdür ve bu kabul çoğu zaman rahatlatıcıdır.